• mutluhocayaözgürlük

Tuna Altınel'den Mektup: "Barışa Giden Yol"

En son güncellendiği tarih: 13 Ara 2019

11 Aralık 2019


Merhaba Mutlu,

Mektubuma başlamadan önce sosyal medyadaydım. Facebook'ta, twitter'da takvime birer çentik attım. Tutuklandığın günden beri her gün, gün sayısı dışında değiştirmediğim bir metinle sosyal medyada seni hatırlatıyorum. Şafak saymak değil bunlar, çentik atmak. Ucu açık, kalanı belirsiz bir sürenin hesabını tutuyorum, göz atanlara sunuyorum. Benzer kaderlere sahip binlercesi arasında en azından bir tanesini ben unutturmayayım diye uğraşıyorum.


Sen “her gün” dediğime bakma, bir iki gün unuttuğum da oldu. Dışarıdakiler, içerdekilere hep bir parça duyarsız. Ve günler geçip gidiyor, sayaç artıyor. İçerideyken sevgilime yazdığım bir mektupta bir başka tutukluyla paylaştığım odanın tasvirini yapmıştım. Tutuklular tarafından yapılmış, odanın duvarında asılı saati de ayrıntılarıyla anlatmıştım. Nasıl anlatmayayım, akrep, yelkovan yetmemiş saniyeler için de bir çubuk eklenmişti. Günlerin, ayların, yılların gömüldüğü, zamanın pıhtılaştığı bir ortamda saniyelerin akışını tutmak. Bu gözlemimden aynı “suç”tan iki kez toplam yirmi yıla yakın bir süreye mahkum edilmiş, on yıldır cezaevinde bulunan bir mahkuma bahsedince, gülümsemiş, cezaevinde saniyeler, demekle yetinmişti. Sen de cezaevinde 58. gününü doldurdun. Yıllardır orada değilsin tabi ama, ölümü görüp sıtmayla teselli bulmaya çalışacağımız da yok. Neden bu 58 gün ve belki çok daha fazlası? Bu soruyu sormak hem hakkımız hem ödevimiz.


Sen “örgüt” koğuşunda kalıyormuşsun. Ben “bağımsız”daydım. Sonuçta hepsi “siyasi”. Bir başka deyişle devletin sevmediği insanların konulduğu koğuşlar. Dört duvar arasında olmalarının temel nedeni de bu sevgisizlik, hatta öc alma arzusu. Sen de, ben de devletin bu sevgisizliğinin hedefi olduk. Hakkaniyetli bir barış istemek, bunun gerektirdiği yüzleşmeleri yapmak için emek harcamak devletin nefretini çekmeye yetiyor bu ülkede. Bir kere radarlar seni tesbit etti mi, Cizre bodrumlarını sorgulayan bir geceye katılmak ya da üyesi olduğun, milyonlarca seçmeni, parlamentoda onlarca vekili olan bir partinin kuruluş yıldönümünde parti binasına girmeye teşebbüs etmek suç unsuru olabiliyor. Gerisi hedeftekini bir kılıf uydurup, paketleyip cezaevine göndermekten ibaret.


Böyle böyle paketlenenlerin sayısı giderek artıyor Mutlu. Demir parmaklıklar arkasına

gönderilmek için sayıları giderek artan fay hatlarından herhangi birinin devletin sevmedikleri tarafında olmak yetiyor. Devlet aklınca toplumu zaptetmeye çabalıyor. Ama beceremiyor. Cezaevlerinin nüfusu da, hapsedilenlerin çeşitliliği de arttıkça artıyor. Devlet mahpusa doymuyor, toplum da kutuplaşmaya. Hapsoldukça barıştan da uzaklaşıyoruz. Fay hatları büyüyor, dışarıdakiler içeridekilerden daha da

uzaklaşıyor. Bu ortamda sevgili Mutlu, sana, bana yani demir parmaklıkların her iki tarafına da tanıklık edebilmiş ve sesini bütün kısıtlamalara rağmen duyurabilmiş olanlara ayrı bir sorumluluk düşüyor. İçeriye tanıklık etmek, bunu dışarıya aktarmak, duyarlık yaratmak “barış” diyen ve bunun için demir parmaklar arkasına gönderilenlerin izlemesi gereken önemli mücadele hatlarından biri. Çünkü

mahpuslara dayanışma elini uzatan, topluma dokunuyor, mahpuslara ses olan, topluma ses veriyor.


Devlet beceriksiz ama bir o kadar da hoyrat. Toplumu zaptetme sevdası boşa çıktıkça onu daha da derinden yaralıyor. Bu yaralara merhem olmadığımız sürece bu topraklara hakça, kalıcı bir barış getirmemiz mümkün değil.

Sözün özü, barışa giden yol cezaevinden geçiyor.


Arkadaşın, yoldaşın

Tuna



458 görüntüleme

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now