• mutluhocayaözgürlük

Mutlu Öztürk: “İçerideki Arkadaşların Morali Dışarıdan Çok Daha Güçlü”

(Bu söyleşi İşçi Sözü Gazetesi'nin Aralık 2019 Sayısında Yayınlanmıştır.)


Suriye savaşı ve Kürt halkının siyasi ve demokratik hak talepleriyle ilgili görüş açıklamak konusunda anti-demokratik ve hukuk dışı bir uygulama ile karşı karşıyayız. Savaş ve askeri operasyonlarla ilgili öven ve destekleyen siyasi açıklamalar yapmak serbest. Üstelik sadece “serbest” de değil, bu şekilde tutum almak AKP iktidarı tarafından açıkça teşvik ediliyor. Buna karşın savaşa karşı çıkmak, barış talep etmek, demokratik hak taleplerini savunmak “suç” gibi gösteriliyor. Bu yönde siyasi tutum alanlar saldırıya uğruyor, haksız tutuklama ve davalarla susturulmaya çalışılıyor.


Böyle bir susturma ve gözdağı verme girişimi de 13 Ekim günü tekerrür etti. Önce, Halkların Demokratik Partisi’nin 7. kuruluş yıldönümü için bir kültür merkezinde yapılacak şölen Beşiktaş Kaymakamlığı tarafından yasaklandı. Parti başkanları, yöneticileri ve üyeleri Beşiktaş ilçe binasında toplanıp bu kararı protesto ettiler ve polis saldırısına maruz kaldılar. Bu sırada aralarından 9 kişi gözaltına alındı ve hemen ertesi gün tutuklandı. Tutuklama gerekçesi “şaşırtıcı” değildi: savaşa ve askeri operasyona karşı slogan atmak!


Tutuklananlardan biri de Aralık 2018’den bu yana HDP Şişli İlçe Eş Başkanı olan Mutlu Öztürk’tü. Emekli öğretmen olan Mutlu Öztürk’ü tutuklu bulunduğu Silivri 5 No’lu Hapishanesi’nde ziyaret edip bir söyleşi gerçekleştirdik.


-Gözaltı ve tutuklanma süreciniz nasıl gerçekleşti? Bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Mutlu Öztürk: Partimizin yaş gününü kutlamaya gitmiştik. Kaymakamlık etkinliği yasakladı. Parti eş başkanlarımız ilçe binamızda açıklama yaptılar. Kuruluş etkinliğine gelen herkesin içeri sığması mümkün olmadı. Bir kısmımız aşağıda bekledik. Bu sırada polis saldırısı yaşandı. “Hak hukuk adalet, HDP’yle gelecek”, “HDP halktır, halk burada” dedik. Esasında açıklama bitince de herkes dağılmaya başlamıştı. Yine de gözaltına alındık.


Şişli İlçe Eş Başkanı olarak ben, Küçükçekmece İlçe Eş Başkanımız ve partimizin çeşitli ilçelerinden 7 aktivist arkadaş, Türkiye standartlarında bile akla mantığa uymayacak bir suçlama ile karşı karşıyayız: Partisinin yaş gününü kutlamak! Barış talep eden sloganlar atmak. Rojava halkının kendi topraklarında barış içinde yaşama arzusunu desteklemek.


Daha birkaç gün önce İyi Parti ikinci yılını kutladı alay-ı valayla. Ama Türkiye’nin üçüncü büyük partisinin yaş gününü kutlamasına engel olmaya kalktılar. Üniforma giymiş parti milisleri gibi davranan kolluk güçleri ile karşı karşıyaydık o gün. Kendi ilçelerindeki son iki seçimde yerel iktidarın kaderini değiştirmiş bir partinin eş başkanları olmamız cezalandırılmaya çalışılıyor. Başaramayacaklarını söylemeye gerek bile yok.


-Gözaltına alındıktan sonra savcı ifadelerinizi bile almadan tutuklamaya sevk etti sizi ve hemen tutuklandınız. Tutuklanmanızı nasıl gerekçelendirdiler?

Mutlu Öztürk: Hakim karşısına çıktık. “Polis fezlekesine dayanarak tutukluyorum”, cümlesini söyleyip adeta içeri kaçtı. Bizi dışarı alıp tutanağı imzalatmak için getirdiler. Tam imzayı atarken mübaşir geri geldi. “Bir dakika suç eklemek lazımmış” diyerek tutanakları topladı. O zamana kadar tutanakta sadece toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet ettiğimiz iddiası vardı. Bu kez tutanakları toplayıp, tutuklanmamıza gerekçe olan ‘örgüt propagandası’ suçunu da eklediler. Bir hakim için, bir hukukçu için acıklı bir durum.


Kollarımız arkadan kelepçelenmişti. Bütün o süreçte ters kelepçenin ciddi bir işkence olduğunu düşündüm. Ring aracında 6-7 saat bu şekilde tutulduk. Omuzumdaki ağrı halen geçmedi. Kişisel intikâm duygusuyla davranan kolluk güçleri olduğunu söylemekte fayda var.


Polisi, askeri, savcısı nereden talimat alıyorlarsa, hukuk ve yasalarla değil intikâm duygusuyla davrandıklarına tanık olduk. Cübbe ve üniformalarını çıkartıp siyasi parti kursalar daha iyi. Sandıkta yarışalım. Hukuku lekelemesinler.


-Hukuk sisteminin geldiği duruma ilişkin çarpıcı bir örnek anlattınız. Hapishanede 30 kişilik bir koğuşta kalıyorsunuz. Benzer örneklerle karşılaştınız mı?

Mutlu Öztürk: Bizim durumumuz bir yana içeride çok ağır suçlarla cezalandırılmış tutsaklar var. Şunu söylemek isterim ki oldukça yaygın olarak ırkçı bir hukuk sorunu var. 30 kişinin tümü siyasi davalar sebebiyle burada ve neredeyse tamamı Kürt. Adil bir yargılanma sürecine ve somut kanıtlara dayanmadan yüzlerce yıl ceza verilmiş arkadaşlarla yan yanayız. Söz gelimi Mehmet arkadaş, kendi dava dosyasından tahliye edilen birini anlatırken “tahliye oldu, çünkü onun da avukatının da dili vardı” dedi. Bu beni oldukça etkiledi. Mehmet, okuma yazmayı burada öğrenmiş. Ve neredeyse 2 bin yıla yakın hapis cezası almış durumda. Ve benzeri sayısız öykü var. Bu öykülerin her birinin duyulması gerekir.


-Son olarak neler eklemek istersiniz…

Mutlu Öztürk: Devrimci tutsakların iradesi ve morali yüksek. Hukuk skandallarına rağmen çok yüksek. Daha önce dediğim gibi hukuk sisteminde ırkçı yaklaşım oldukça yaygın bir eğilim. Kanıtlara, belgelere dayalı iddianame yazmak gibi basit önkoşullar bir yana, karşımızda “Kürtsün, solcusun, dolayısıyla yapmışsındır” diyen bir sistem var. Buna rağmen içerideki arkadaşların morali dışarıdan çok daha güçlü.

Koğuşta 19 ila 70 yaşa uzanan ülkemiz muhalefetinin bütün sosyolojik kesimlerini temsil eden insanlar var. Okuyoruz, spor yapıyoruz. Çok enerjik bir ortam var. Uzun süredir ertelediğim romanları okuma fırsatı verdiği için tutuklama kararı verenlere teşekkürlerimi iletmeliyim belki de.

Son olarak, umudumuzu yitirmemekte kararlıyız. Siz kendinize iyi bakın.


-Teşekkürler.




(Bu söyleşi İşçi Sözü Gazetesi'nin Aralık 2019 Sayısında Yayınlanmıştır.)



This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now