• mutluhocayaözgürlük

Kemal Sahir Gürel'den Mektup Var: "Şiirler, halaylar ve türküler dolusu selamlar"

Sevgili Mutlu, Seninle en son Beyoğlu Mis Sokak’ta karşılaşmıştık sanıyorum. Epey uzun bir zaman geçmiş. On sene oldu görüşmeyeli...


Sosyal medyada paylaşımlarını takip ediyorken, bir gün internet haber sitelerinde tutuklandığını okudum. Sana bir şeyler yazmak, beni daha da eskilere götürdü aslında. 88’deki Boğaziçi öğrenci yurduna...


87’de Taner ve Cemal ile halk dansları müziklerine bakıyorduk. Sonrasında dans çalışmalarına gidip gelirken seninle ve hemen tüm arkadaşlarla tanışmıştık.


88’de ise Metin Kahraman ile Kuzey Kampüs’te, öğrenci yurdunda size misafir oluyorduk sık sık. Daha doğrusu spontan baskınlar yapıyorduk. :-)


Çok ilginç; bir öğrenci yurdunda sizi görmeye geliyor olmamıza rağmen, kendimizi sanki aile ortamında gibi hissediyorduk.


Bu dostuk ileriki yıllarda BGST ve özellikle de Kardeş Türküler ile uzun yıllara varacak bir fikir alışverişi, dayanışma ve müzik yapma sürecine evrilecekti. Kardeşliğimiz hiç eksilmedi. Yani aslında otuz yılı bu şekilde geride bırakmışız. Düşünüyorum da, bu otuz senede neler yaşandı ve neler değişti. Aslına bakarsan, ben çocukluğumdan beri ülkemin insanlarının hep bir mücadele, direniş ve demokratikleşme isteğine tanık oldum.


Evet, çok şey yaşandı. Ama değişime ayak direyen devlet nedeniyle, ülke gerçekleri pek de değişmedi. Bizim tanıştığımız dönemlerde 12 Eylül’ün baskı cenderesi yeni yeni gevşiyor, ama aslında 12 Eylül yasa ve uygulamaları devam ediyordu. Sivil görünümlü bir cunta mekanizması bugüne kadar hiç yok olmadı ki, sen de biliyorsun. Anayasası bile halen duruyor. Bugün ise başka bir otoriter tarzda yönetiliyor ülkemiz. Ülkede demokratik bir dönüşümün yaşanmayışı, uygulamaların 30 sene önceki gibi bozulmadan aynen tekrar edilmesi garip, değil mi?


Sonuçta bugün senin hapse atılman da, 2019 model bir 12 Eylül’ün uzantısıdır aslında. Şöyle iki ana yapı var artık ülkede: Biri, herkesi tek tip haline getirmek isteyen egemenlerin, ülkedeki her şeyi kanserli bir hücreye dönüştürüp yok ettiği mafyatik bir yapı. Diğeri ise, biz; yaşam hakkını, adaleti, insana ve emeğe değer vermeyi vazgeçilmez sayan ve demokrasi talep edenlerin tarafında olanlar...


Bu iki yapı gittikçe iki ana faya dönüşüyor. Ezilenler artık “demokrasi” cephesine dahil olmaya ve mağduriyetlerini daha fazla ifade etmeye başladılar. İktidar gittikçe küçülüyor, ezilenlerin çatısı genişlemeye başlıyor.


Seni mahpusta değil, bir an önce “dışarıdaki havayı solurken” görmeyi arzu etsem de; mahpusluk, bu uzun ve sabırlı “demokrasi mücadelesinde” sana verilmiş bir ceza değil; en onurlu hediyelerden biridir. Manevi değeri senin için de bizim için de büyüktür diye düşünüyorum. Bir mahpusun başka ne hazinesi olur ki; onu betonlarda yaşıyorken sarıp sarmalasın, ısıtsın; tek başındayken de milyonların içinde hissettirsin. Onurlu ve erdemli büyük insanlık ailesinin bir parçası halinde ve güçlü kılabilsin. Şiirler, halaylar ve türküler dolusu selamlar.


Kemal Sahir Gürel




144 görüntüleme
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now