• mutluhocayaözgürlük

Etienne Coupeaux'dan Mektup Var: "Sabırla ve Büyük Bir Coşkuyla"

(Veuillez trouver ci-dessous la version originale de la lettre en Français)


13 Aralık 2019


Mutlu tam da hepimizin sevdiği o mücadeleyi temsil eder. O mesleğine hem bir tarih öğretmeni, hem de bir tarihçi olarak angaje olmuştur. Tarih eğitimi hakkındaki üniversite buluşmalarına sahada çalışan insanları, yani her gün öğrencilerine taze bir nefes üflemek için düşünmek zorunda olan öğretmenleri nadiren davet ederiz. Sahadan gelen biri olarak Mutlu, pratikle teorik düşünce arasındaki bu boşluğu doldurmayı başarıyordu. Öğretmenlik yaptığı yıllar boyunca Mutlu, kendi düşüncesini hem öğrencilere hem de etrafındaki meslektaşlarına, araştırmacılara aktarmayı başardı.


Ben de eski bir öğretmenim. Pratikte yüz yüze kalınan tüm zorlukları -öğrencilerden, velilerden ve özellikle de yönetimden kaynaklı zorluklar- biliyorum. Türkiye’de tarih eğitimi meselesinin civarlarında çalışmış biri olarak da, bahsettiğim zorlukların Türk bir öğretmen için on katına çıkabileceğini tahmin edebiliyorum.

Mutlu tüm bu zorluklarla hepimizin bildiği o gülümsemesiyle baş etti. Sabırla ve büyük bir coşkuyla. Kuşkusuz, bunun mükafatı da öğrencilerinin ve eski öğrencilerinin gözlerindeki sevgi oldu.


Ama Mutlu aynı zamanda politik biriydi; barış için HDP ile birlikte mücadele eden biri. Erdoğan, 2013’teki barış müzakerelerinin başında demişti ki: “Barış yapmak, savaş yapmaktan daha zordur!” Kesinlikle! Ve sonuç olarak da hem Türkiye’deki, hem sınır dışındaki savaşı sürdürmenin kolaylığını tercih etti. Çünkü savaş devletin kendi vatandaşlarına karşı şiddetini meşrulaştıran bir yönetim aracıdır; Türkiye’deki arkadaşlarımızın maalesef ki tüm yönleriyle tanıdığı daimi bir kontrol ve baskı aracı.

Ekim ayında, Suriye Kürdistanı’na karşı ilan edilen savaş halkta geniş çaplı bir muhalefete sebep olmadığı için Fransa’da büyük bir şaşkınlık yaşamıştık. Belki de Vietnam Savaşı zamanında ABD’de yapılan protestolara benzeyen büyük protestolar bekliyorduk! Eh, Mutlu ve arkadaşlarının tutuklanması, “barış için akademisyenler”e karşı yıllardır çeşitli şekillerde uygulanan baskı, yurt dışındakileri düşündürmeliydi.


Fransa’da zor bir dönemden geçiyoruz; on binlerce kişi bizim ülkemiz için yeni olan polis şiddetini öğreniyor. Fransızlar bu onların başına geldiği için şaşkınlar! Ama eğer Türkiye ve Türkiye gibi ülkelerde mücadele edenleri –ve devlet şiddeti alanında bizden daha “ileride” olanları- desteklemezsek, demokratik toplumlarımızın sürekliliğine dair nasıl bir umudumuz olabilir ki?


Etienne Copeaux



13 Décembre 2019


Mutlu représente l'engagement tel que nous l'aimons. Il est engagé dans son métier, en tant que professeur d'histoire et en tant qu'historien. Lors des rencontres universitaires sur l'enseignement de l'histoire, on y invite rarement des personnes de terrain, des enseignants qui doivent, quotidiennement, réfléchir à la manière d'insuffler un nouvel esprit parmi leurs élèves. Mutlu, homme de terrain, parvient à occuper cet espace entre la pratique et la réflexion théorique. Durant ses années d'enseignement, d'une part il travaillait avec ses élèves, leur transmettant sa propre réflexion, et parvenait aussi à la transmettre autour de lui, à ses collègues et aux chercheurs.


Je suis également un ancien enseignant. Je connais toutes les difficultés auxquelles on doit faire face dans la pratique, difficultés qui viennent des élèves eux-mêmes, de leurs parents parfois, de l'administration surtout.

Pour avoir étudié de près l'enseignement de l'histoire en Turquie, je peux me rendre compte précisément du décuplement de ces mêmes difficultés pour un enseignant turc. Mutlu y a fait face... avec le sourire qu'on lui connaît. Patiemment et avec enthousiasme. Il apprécie certainement sa récompense, qui est dans le regard et l'affection des élèves et anciens élèves.


Mais Mutlu est aussi un homme engagé, engagé pour la paix, avec le HDP.

Erdogan, au moment du début des négociations sur la paix en 2013, avait prévenu : « Il est plus difficile de faire la paix que de faire la guerre ». Certes ! et il a choisi finalement la facilité, poursuivre la guerre en Turquie et hors des frontières. Car la guerre est un moyen de gouvernement ; elle légalise la violence contre ses propres citoyens, le contrôle permanent, la répression par tous les moyens que connaissent malheureusement nos amis de Turquie.


On s'est étonné en France, en octobre, parce que la guerre contre le Kurdistan syrien n'avait pas provoqué une large opposition dans la population. On attendait peut-être d'immenses protestations comme aux Etats-Unis au moment de la guerre du Vietnam ! Eh bien l'arrestation de Mutlu et de ses compagnons, la dure répression contre les « universitaires pour la paix », depuis des années et par de multiples moyens, devrait faire réfléchir à l'étranger.


En France nous traversons une période dure, des dizaines de milliers de personnes font connaissance avec une violence policière qui est nouvelle dans notre pays. Les Français sont étonnés que cela leur arrive, à eux ! Mais si nous ne soutenons pas ceux qui luttent, en Turquie et dans les pays qui, dans ce domaine de la violence d'Etat, sont « en avance » sur nous, quel espoir pourrions-nous avoir pour la pérennité de nos sociétés démocratiques ?


Etienne Copeaux



This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now