• mutluhocayaözgürlük

Cem Özatalay'dan Mektup Var: "Çoğunluk gibi hizaya girmediğin için seni cezalandırıyorlar"

Sevgili Mutlu,


Öncelikle keyfi bir biçimde tutulmakta olduğun Silivri Cezaevinde olabildiğince iyi ve sıhhatte olmanı diliyorum. Kusuruma bakma, sana daha önce yazamadım. Çünkü beyhude bir inançla en azından şimdiye dek çoktan tahliye edileceğini umdum. Oysa tıpkı filozofun dediği gibi umut bizi şüphede bırakan bir gelecek ya da geçmiş şey fikrine dayalı huzursuz bir neşeden başka bir şey değil. Temelsiz umutlar büyütmek yerine belki de yüzümüzü hakikate dönmekten bir an bile vazgeçmememiz gerekiyor. Hakikat ise bize “coğrafya kaderdir” saptamasını durmaksızın hatırlatıyor. Öyle bir coğrafya ki üzerinde yaşadığımız; ırksal, sınıfsal, cinsiyetçi, türsel envai çeşit tahakküm ilişkisini daha biz doğmadan kaderimize kazıyor. Uzun vadede baktığımızda hepimiz ortak kaderimizi yaşıyoruz. Kimimiz boyun eğerek ve onu kabullenerek, kimimiz tıpkı senin yapmış olduğu gibi onu değiştirmeye, dönüştürmeye cüret ederek...


Cezaevine düşen siyasi tutsaklar, adlilerden farklı olarak “kader mahkumu” ifadesinden hoşlanmazlar. İradeyi neredeyse tamamen tali kılma amacını güttüğü için hoşlanmamakta haklılar da... Ne var ki, içeride ya da dışarıda hepimizin, toplumsal yapıda kristalize olmuş tahakküm ilişkilerinin belirlenimi altında yaşadığımızı da yer yer kendimize hatırlamamız gerekiyor. Dahası kaderimizi oluşturan bu belirlenimlerin sadece bugün yaşayanların eseri olmadığını da... İzninle, Marx’ın senin de çok iyi bildiğini tahmin ettiğim bir sözünü paylaşmak istiyorum: “Tüm ölü nesillerin gelenekleri, yaşayanların zihnine kabus gibi çöker ... sadece yaşayanlardan değil, ölülerden de çekiyoruz”.


Peki eğer bizi belirlenimi altına almış olan kaderimiz; ölü nesillerin ve onların yaşayan mirasçılarının ürettikleri ve yeniden ürettikleri eşitsizlikçi değerlerin ve tahakküme dayalı ilişkilerin kristalize olmuş haliyse; bu kadere boyun eğmeyenlerin bugünkü pratiklerinin ve bu pratiklerin etrafında örülmüş olan yeni ilişki ağlarının ve değerlerin gelecek nesillerin kaderi üzerinde hiçbir etkisi olmayacak mı? Açıkçası şu anda dahi olduğunu düşünüyorum. Ama eğer bu pratikleri yaygınlaştırmayı ve hakim kılmayı başarırsak olacağından eminim.


Sevgili Mutlu, Savaşların ve eşitsizliklerin örselediği bir coğrafyanın dayattığı kadere boyun eğmediğin ve savaş tamtamları çalarken çoğunluk gibi hizaya girmediğin için seni cezalandırıyorlar. Daha doğrusu cezalandırdıklarını zannediyorlar. Oysa cezaevinde geçirdiğin her bir yeni gün senin barış sözünün ve eyleminin etrafında yeni ilişki ağları filizleniyor. Senin tutukluluğun da, fikirleri ve tutumları muktedirinkiyle uyuşmadığı hapse düşmüş tüm tutsaklarınki gibi, üzerinde yaşadığımız coğrafyada daha eşitlikçi, daha özgürlükçü, daha barışçıl ve daha MUTLU bir kaderin inşası için harç oluyor. 21 Şubat’ta görüşmek, kucaklaşmak dileğiyle.


Sevgiler,


Cem Özatalay





115 views
This site was designed with the
.com
website builder. Create your website today.
Start Now